Masasında defterine kısa bir çocuk hikâyesi taslağı yazan öğretmen ve yanında kavram notları
uyaran yazmakhikâyeyaratıcı yazarlıkp4ckaynaklar

Kendi P4C uyaranınızı yazmak: kısa hikâye nasıl kurgulanır?

Aradığınız uyaranı bulamıyorsanız kendiniz yazabilirsiniz. Bir kavramdan yola çıkıp ikilem barındıran, sonu açık, kısa bir P4C hikâyesi yazmanın adım adım yolu.

Yazar: Yayın: 7 dk okuma

Kısa cevap: Kendi P4C uyaranınızı yazmak için önce tartışmak istediğiniz kavramı seçin, sonra o kavramın belirsizleştiği somut bir durumu ve çocukların tanıyacağı bir karakteri kurgulayın; hikâyeyi 250–500 kelimede tutup bir ikilemle ve açık bir sonla bitirin. Hikâyede ders vermeyin, karakterlerin kararını yargılamayın ve iki tarafın da makul gerekçeleri olsun. İyi bir P4C hikâyesi soruyu cevaplamaz, sorunun üstündeki örtüyü kaldırır.

P4C'nin kurucusu Matthew Lipman, çocuklarla felsefe yapmak için ilk olarak felsefi romanlar yazmıştı. Bu romanlarda çocuk karakterler günlük hayatın içinde felsefi sorulara takılır ve birbirleriyle tartışır. Bu gelenek, öğretmenlerin kendi uyaranlarını yazmasının da mümkün ve değerli olduğunu gösterir. Bazen aradığınız kavramı, aradığınız yaşa uygun biçimde işleyen bir kitap bulamazsınız. Bazen de sınıfınızın yaşadığı bir meseleye özel bir hikâye gerekir. Bu yazıda kendi P4C hikâyenizi nasıl yazacağınızı adım adım anlatıyoruz.

Neden kendi uyaranınızı yazmalısınız?

Hazır kaynaklar değerlidir ama her zaman ihtiyacınıza tam uymaz. Kendi yazdığınız bir uyaran şu avantajları sunar:

  • Hedefli kavram: Tam olarak tartışmak istediğiniz kavramı merkeze alabilirsiniz.
  • Yerel bağlam: Türkiye'deki bir okulda, bir mahallede, bir otobüste geçen hikâyeler çocuklara daha yakın gelir.
  • Uygun uzunluk: Oturum sürenize göre hikâyenin uzunluğunu ayarlarsınız.
  • Telif rahatlığı: Kendi metninizi çoğaltmak, dağıtmak ve uyarlamak için kimseden izin almanız gerekmez.
  • Sınıfınıza özellik: Sınıfta yaşanan bir meseleyi, kimseyi hedef almadan hikâyeleştirebilirsiniz.

İyi bir P4C hikâyesinin özellikleri nelerdir?

Bir hikâyenin felsefi bir uyaran olup olmadığını anlamak için aşağıdaki tabloyu kullanabilirsiniz.

Özellik Zayıf hikâye Güçlü hikâye
Kavram Kavram isimlendirilir ("Paylaşmak güzeldir") Kavram bir durumda yaşanır ama adı konmaz
Karakterler İyi ve kötü karakterler net Her karakterin anlaşılır gerekçeleri var
Çatışma Çözümü belli bir sorun Birden fazla makul çözümü olan bir ikilem
Son Mesaj veren kapanış Açık uçlu, soru bırakan kapanış
Dil Süslü, uzun betimlemeler Sade, yaşa uygun, diyalog ağırlıklı
Uzunluk Okuması 10 dakikadan uzun 3–5 dakikada okunabilir

Adım adım hikâye nasıl yazılır?

1. Kavramı seçin

Önce hangi kavramı tartışmak istediğinizi belirleyin: sahiplik, adalet, dostluk, doğruluk, cesaret, kural, değişim. Ardından o kavramın belirsizleştiği bir soru yazın. Örneğin sahiplik için: "Bir şeyi bulan kişi onun sahibi olur mu?"

2. Somut bir durum bulun

Soruyu çocukların yaşayabileceği gündelik bir duruma yerleştirin. Sahiplik sorusu için: Okul bahçesinde bir çocuk yerde sahibi belli olmayan bir kalemlik bulur. Kalemlik tam da istediği gibidir.

3. Karakterleri kurun

İki ya da üç karakter yeterlidir. Her birinin farklı ve makul bir bakış açısı olsun. Örneğin Zeynep kalemliği bulur ve almak ister; arkadaşı Ömer "Kayıp eşya dolabına bırakmalıyız" der; bir diğer arkadaşları Defne ise "Günlerdir orada duruyor, belki kimse aramıyor" diye ekler.

4. İkilemi netleştirin

Hikâyenin ortasında karakterlerin bir karar vermesi gereken bir an olmalı. Bu anda her iki seçeneğin de kabul edilebilir gerekçeleri bulunmalıdır. Eğer bir seçenek açıkça "yanlış" görünüyorsa, onu destekleyen gerekçeyi güçlendirin.

5. Sonu açık bırakın

Hikâye karar anında bitebilir ya da bir karar verilir ama sonuçları belirsiz kalır. "Zeynep kalemliği eline aldı, bir süre baktı, sonra Ömer'e döndü" gibi bir kapanış, çocukların "Ne yapmalıydı?" sorusunu kendiliğinden sormasını sağlar.

6. Sesli okuyarak test edin

Hikâyeyi sesli okuyun. Doğal olmayan diyalogları, gereksiz betimlemeleri ve açıklamaları çıkarın. Mümkünse bir meslektaşınıza okuyun ve "Bu hikâyeden sonra aklına hangi soru geliyor?" diye sorun.

Örnek bir mini hikâye taslağı

Aşağıda sahiplik kavramı için yazılmış kısa bir taslak özetini bulabilirsiniz:

Kerem, dedesinin bahçesindeki elma ağacının dalları komşunun bahçesine uzanmıştır. Komşunun bahçesine düşen elmaları komşu toplar ve reçel yapar. Kerem bir gün dedesine "O elmalar bizim ağacımızın elmaları, neden komşu alıyor?" diye sorar. Dedesi gülümser ve "Sence kimin?" der. Kerem düşünür: ağaç dedesinin, ama elma komşunun bahçesine düşmüştür. Üstelik komşu her yıl dedesine bir kavanoz reçel getirir.

Bu taslak birkaç kavramı birden açar: sahiplik, sınır, paylaşım, karşılıklılık. Çocuklar "Ağaç kimin, elma kimin?", "Düştüğü yer mi önemli, geldiği yer mi?", "Reçel getirmek bir ödeme midir?" gibi sorular üretebilir.

Yazarken hangi hatalardan kaçınmalısınız?

  • Ahlak dersi vermek: Son cümlede "Kerem o gün paylaşmanın önemini anladı" gibi bir ifade, bütün sorgulamayı kapatır.
  • Kötü karakter yaratmak: Açıkça kötü bir karakter, çocukları kolay bir yargıya yönlendirir. Her karakterin anlaşılabilir bir yanı olmalı.
  • Çok fazla kavram yüklemek: Bir hikâyede beş farklı mesele tartışılırsa çember dağılır. Bir ana kavram ve bir iki yan kavram yeterlidir.
  • Gerçek çocukları tanınır kılmak: Sınıfınızda yaşanmış bir olayı hikâyeleştiriyorsanız isimleri, yeri ve ayrıntıları değiştirin. Hiçbir çocuk kendini hikâyede teşhir edilmiş hissetmemeli.
  • Yetişkin dili kullanmak: Karakterler çocuklar gibi konuşmalı. Sesli okuma, bu hatayı fark etmenin en iyi yoludur.

Çocuklar da uyaran yazabilir mi?

Evet, ve bu çok güçlü bir uygulamadır. Birkaç oturumdan sonra çocuklar iyi bir felsefi hikâyenin nasıl olduğunu sezmeye başlar. Onlardan bir kavram seçip kısa bir hikâye ya da bir sahne yazmalarını isteyebilirsiniz. Çocukların yazdığı hikâyelerden biri, bir sonraki oturumun uyaranı olur.

Bu uygulamada şu yönergeler işe yarar:

  1. Hikâyede iki karakter olsun ve ikisi farklı düşünsün.
  2. Hikâye bir soruyla bitsin.
  3. Hikâyenin mesajını yazmayın; okuyan kendisi düşünsün.

Çocukların kendi uyaranlarını yazması, soru sorma becerisini de güçlendirir. Bu beceri üzerine daha fazlası için çocuklarda soru sorma becerisi yazımıza bakabilirsiniz.

Hikâye yerine kısa bir sahne ya da diyalog yazılabilir mi?

Her uyaranın tam bir hikâye olması gerekmez. Bazen iki karakter arasındaki yarım sayfalık bir diyalog, uzun bir hikâyeden daha iyi çalışır. Diyalog biçimi, iki farklı bakış açısını doğrudan karşı karşıya getirdiği için tartışmayı hızla başlatır.

Örneğin teneffüste geçen kısa bir diyalogda Ali, "Oyunu ben kurdum, kimin oynayacağına ben karar veririm" der; Elif ise "Ama bahçe herkesin" diye karşılık verir. Bu iki cümle bile sahiplik, adalet ve kurallar üzerine bütün bir oturumu taşıyabilir. Diyalog uyaranlarını iki öğrenciye sesli okutmak, sınıfı hemen sahnenin içine çeker.

Yaşa göre hikâye nasıl ayarlanır?

  • 4–6 yaş: 100–200 kelime, tek sahne, somut nesneler ve hayvan karakterler. Tekrar eden ifadeler dikkat çeker. Örnek ikilem: "Tavşan havucunu arkadaşıyla paylaşırsa kendisine yetmeyecek."
  • 7–10 yaş: 250–400 kelime, okul ve aile ortamı, çocuk karakterler, net bir ikilem.
  • 11–14 yaş: 400–600 kelime, daha karmaşık ilişkiler, grup baskısı, kurallar ve adalet meseleleri.
  • 15+ yaş: Kısa öykü tadında metinler, iç ses, belirsiz motivasyonlar ve toplumsal bağlam.

Yaş gruplarına göre uyaranları karşılaştırmalı görmek için yaşa göre P4C uyaran türleri yazısına göz atabilirsiniz.

Yazdığınız hikâyeyi nasıl sunmalısınız?

Kendi hikâyenizi kitap okur gibi, sakin ve yargısız bir sesle okuyun. İsterseniz birkaç basit çizimle ya da tek bir nesneyle destekleyebilirsiniz. Hikâyenin çıktısını çocuklara dağıtmak, özellikle ilkokul üst sınıflarında ve ortaokulda, soruları metne dayandırmayı kolaylaştırır.

Oturumdan sonra çocukların sorularını hikâyenin yanına not edin. Bir sonraki kullanımda bu sorular, hikâyenin hangi kavramları gerçekten açtığını gösteren değerli bir kaynak olur. Yazdığınız hikâyeleri düzenli bir arşivde toplamak için P4C uyaran arşivi nasıl oluşturulur yazımızdaki önerilerden yararlanabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Yazarlık yeteneğim yoksa yine de uyaran yazabilir miyim?

Evet. P4C hikâyesi edebi bir eser olmak zorunda değildir; önemli olan bir soruyu açık bırakmasıdır. Sade, kısa ve diyalog ağırlıklı bir metin çoğu zaman süslü bir metinden daha iyi çalışır.

Yazdığım hikâye işe yaramazsa nasıl anlarım?

Çocuklar yalnızca olay örgüsüyle ilgili sorular soruyor, "Ne öğrendik?" türü cevaplara yöneliyor ya da hızla aynı görüşte birleşiyorsa, hikâye yeterince açık uçlu olmayabilir. İkilemi güçlendirip mesaj taşıyan cümleleri çıkararak yeniden deneyin.

Hikâyede gerçek bir olayı kullanabilir miyim?

Kullanabilirsiniz, ama kimsenin tanınmayacağı biçimde değiştirerek. İsimleri, yeri ve ayrıntıları değiştirin. Hikâyenin sınıftaki bir çocuğu hedef aldığı izlenimi vermemesine özen gösterin.

Bir hikâyeyi kaç kez kullanabilirim?

İyi yazılmış bir hikâye yıllarca ve farklı sınıflarla kullanılabilir. Her sınıf farklı sorular üretir. Hikâyeyi her kullanımdan sonra küçük düzeltmelerle geliştirmek, zamanla onu çok daha güçlü bir uyarana dönüştürür.

Sonuç

Kendi P4C uyaranınızı yazmak, hem sınıfınıza tam uyan bir kaynak üretmenizi hem de felsefi soruların nasıl doğduğunu daha derinden anlamanızı sağlar. Bir kavram, somut bir durum, iki makul bakış ve açık bir son, iyi bir hikâyenin iskeletidir. Uyaran yazma ve seçme becerisini uygulamalı geliştirmek isterseniz P4C eğitmen eğitimi programımızı inceleyebilirsiniz.

Yazar
P4C Eğitim Yayın Ekibi
Yayın: · Son güncelleme:
Bu yazıyı faydalı bulduysan paylaş 👇
Ücretsiz Bilgi Al